26 Temmuz 2009 Pazar

;)

Dinleyin, dinletin;
Speak in Tongues - Placebo

24 Temmuz 2009 Cuma

Ekşi'ye trip atmak

''Şu anda çaylak onay listesinde 23033. sıradasınız.''

21 Temmuz 2009 Salı

Bugün neler öğrendim?


Güneş batarken denize girmek güzelmiş Hatta çok güzelmiş.

%51 nem sinir yapıyomuş hatta çıldırtıyomuş.

Elektrikler kesildiği için klimayı açamamak insana daral getiriyomuş.

Sırf can sıkıntısı yüzünden yenilen 1 paket kremalı bisküvi sana 520 kalori kazandırıyomuş.

Benjamin Button'ı tekrar ve tekrar izlemek melatonin serotonin ve hatta endorfin hormonu salgılatıyomuş.

Hormon isimleri çok artistçe duruyomuş, hatta bu isimleri duyunca insanın 'vay be bende de mi var lan bunlardan' diyesi geliyomuş.

Lan çok kaba bi kelimeymiş. Benim gibi bi bayanın ağzına hiç yakışmıyomuş.

Aslında bugün hiç bişey öğrenmemişim.

Öpermişim hepinizi.

Hoşçakalınmış.


19 Temmuz 2009 Pazar

Küçük bi' anektod

Chocolate disc yedim biraz önce. İçindeki karamelin dayanılmazlığı kadar özlemiştim seni. Ve uykusuz okudum öğleden sonra. Sayfalar çok fazla sen kokuyodu, çok fazla mavi katılmıştı renklere. Sen kokuyodu bugün her şey.

17 Temmuz 2009 Cuma

Dikkat bu bir itiraftır

Evet mavi saçlı kız, ben varya bu sınav zımbırtısını kazanmanı istemiyorum. Lütfen kazanma şu sınavları. Yoksa gidersin. Gidersen üzülürüm. Gerçekten.
Git-me !

16 Temmuz 2009 Perşembe

Hoşgeldin yine :)





































Nasıl da özlemişim lan blog. Açtı ya kamerayı, monitörün ışığı yüzüne vurmuş böle, sadece gözler gözüküo, mavi saçları parlıyo fln, bakıo bana böcük gibi. Anamm yirimm ben onu dedim. Hatta kendi içimde yedim biraz da, aldım bi dilim. Sonra doyamadım blogunu açtım bi yandan msnden konusup bi yandan blogunu okudum bi yandan da facebooktan dürttüm öbür yandan telefon açtım sesini duydum. Manyak oldum ben blog. Özledim ben onu blog. Çok seviyomuşumki ben onu blog. Abartısız 2saattir falan blogunu okuyorum blog. Al sen de oku blog; http://ishnn.blogspot.com/ (Dikkat bu blog sanal blog içermektedir.) -Sanal diyince aklıma geldi, bi aralar sanal bebek diye bi zımbırıntı vardı hatırlarsınız. Benim bebek ne hikmetse durmadan cır cır olurdu ve ölürdü. Hep yeni bebeğin doğmasını beklerken hatırlarım kendimi. Zavallı ben. Neyse. -
Keşke şu an onun mantar panosu olsa yanımda. Bi de 10bin100 post-it'im olsa. Onlara kocaman kocaman kalpler çizsem, şiirler yazsam, ağlayıp gözyaşımı akıtsam, parfüm sıkıp bütün mürekkebi akıtsam sam sam .. Şu anda onun yanında olabilmek için nelerimi vermezdim?
1) Telefonu vermem mesela.
2)Lap-top aslaaaa
3)Kırmızı converse'lerim hayatta olmaz.
4)Şaka lan bunlar:D

Uzatmanın manası yok ay tink..i miss you beybiii :)

Labne


Tiramisu kremasının içine katıldığı halde hiç bir zaman farkedilemeyen, tadı alınamayan, hatta o olmasa da olan labne peyniri varya.. Bence o bu duruma çok üzülüyo. Hatta bazen ağlıyo. Geçende gördüm ben. Islanmıştı paketin içi. Artık Tiramisu tatlı kişisini sadece labne peyniriyle yapıcam. Alıcam gönlünü. Canım.. Yerim ben onu.

Ha bi de mascarpone var ya. O tiky biraz. Yerli malı yurdun malı, her zaman.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Sen ki bi insansın


Hemen yorum yapmayın bi insanı görünce. Hani salak bi örnek vardır ya; bu sadece buzdağının görünen kısmı diye.. Hah! Aynen de öyle işte. O insandır ki patates kızartmasını salçalı sever, turuncu renkten nefret eder, enginar yemeğini portakallı yapar, f, l, n.. Ayrıca tüm insanlar değişkendir ve tüm genellemeler yanlıştır ama benim şu an yaptığım genelleme doğru. Yemin ederimki. Yani X canayakındır, Y bitanedir falan demeyin. Sonra çok üzülürsünüz hem de Ç O K ! Hem düşünsene Y'nin bitane olduğunu x+y=x+1 , x burda gerkesiz bi insan olur hatta olmasa da olur, kendikendini götürür. Ortada sadece y kalır ve y şımarır. Ozaman sonuç 3'tür.
Ayrıca yanlış hatta yalnış görmediniz, polat oje sürüyo. Hahaha hatta adasddsdsddsdsa.

9 Temmuz 2009 Perşembe

-

Hayat kocaman bi ''kısa''ymış.
Herzaman herkes yanında ol(a)mazmış.
Tek yumurtayla kek yapılmazmış.
İmkansız denilen şeyler imla hatasıymış.
Dalgalar çok köpüklüymüş.
Gözlerin, su gibi berrakmış.
Halsizliğimin sebebi halden anlamamanmış.
Sen, çok uzaktaymışsın.
Biz çok yıpranmışız.
Uykusuzluk uyumsuzluktan betermiş.
Mide bulantım söylemek isteyip de yutmak zorunda kaldığım şeylerdenmiş.
O akşam mavi sana çok yakışmış.
Sen bana gülümsemişsin.
Ben, ölmüşüm !

2 Temmuz 2009 Perşembe

Fın-dık

Fındıklı puding bence hiç de iştah açıcı değil. Fındık işte.. Sert bişey sonuçta. Yani ne biliyim fındığın özünün çıkartılıp pudinge konulması zor gibi sanki. Haa desenki çilekli puding.. O tamam. Çilek yumuşaktır,indirir yelkenleri hemen, kandırılabilitesi yüksektir, tadını hemen verir, öyle uğraşman gerekmez.. Ama ne biliyim fındık yalancıdır. İnsan kişisinin dişleri arasında çiğnenmedikçe tadı alınmazmış gibi.. fındıklı şeyler yalancıymış gibi.. Fındıklı şeyler, sizi sevmiyorum. Hoşçakalın. kalın. lın. lı. n.

Hönks?!

''Deniz havasını solumak bile faydalı.. ''
Bu nasıl bir haberdir yareppim???Havayı ''solumak'' dışında başka bi alternatifi olan varsa gelsin. Alnından öpücem. Valla:D

Anne?

Hamburgerini yemediği için annesi tarafından ''eğer bu hamburgeri yemezsen seni köpeklere atarım onlar seni yer'' diyerekten tehdit edilen bi çocuk gördüm bugün. Çok acıdım, çocuğa diil anneye 'çok acıdım'. Hayır hiç mi düşünmüyo çocuğun köpekler tarafından yenilme ihtimali altında neler hissedebileceğini. Bu çocuk büyüyüp de bi sorunu olduğu zaman ne kadar çocukluğuna insen hatta boy versen yine de fayda etmez. Yazık lan.

+Merhaba ben sudenaz'ın çocukluğuyla görüşçektim?
-Kalmadı..
+Nasıl yani?
-Köpekler yedi.
+...

Bılog Bılog

Alem-i Seyir